-dosttan dosta mektup-
Bugün içimden sana iki satır sevgi yazmak geldi. Çok uzaklarda bir yerde, bir yürek kadar yakın, sıcacık bir merhaba!
Son zamanlarda o kadar ihtiyaç duyuyorum ki dost, birkaç paylaşıma ve birkaç güzel söze.
Şimdi henüz duygularım bu kadar sıcakken hemen yazmaya koyulan bu kalem ve bu satırlar belki dostane bir paylaşımın kapısını aralar. İşte o kapıdan girdiğimde gülümse ve ellerini uzat.
Çok uzun zaman oldu görüşmeyeli böyle bir duyguyla., o kadar çok şey var ki anlatacak, lakin çok şeylere değil özdeki şeylere dokunmak lazım dost.
Hayatım uzun bir yoldan geldi, gidiyor sessizce. Zaman aşıyor bazen beni. Böyle zamanlarda hep bir dost aradım gerçek dost ve hiçbir karşılık beklemeden merhabasını esirgemeyecek bir dost.
Sabah güneşinde dağ eteğinde name name okuyan keklik seslerini. Ateşte kaynayan tarhana çorbasının kokusunu özledim. Kandili söndürüp o keskin gaz kokusunu içime çekmeyi özledim. Çok özledim sabah ezanında kalkıp mis gibi dünyayı koklamayı, kümesin kapısını açmayı, ahıra koşup sarı kızı sulamayı, samanların içinde yuvarlanıp yumurta almayı, annemden gizli pişirip yemeyi. Evin önünde oturup camiden çıkan ihtiyarlara selam vermeyi, camiden çıkan deli kanlıyı gizli gizli izlemeyi özledim. Sonra geri dönüpte annemin yaptığı ayrandan iki tas içipte yanan yüreğimi serinletmeyi özledim.
Hiçbir şey yapay değildi; bir merkepin sırtında düşmemek için sıkı sıkı tutunmayı özledim. Tütün toplamaya gitmeyi, pancar kesmeyi, harman yerinde nöbet tutmayı ve harman tozu içinde saklambaç oynamayı. Lafın imza ve mühür yerine geçtiği zamanı özledim.
ve eski aşkları...
Yaşımın artık çok fazla yeniliğe gücü yok. Geçen, kaybolan her şeye bir yenisini eklemekte yaşam, bir tek dostu ekleyemiyor sanki.
Yüreğimde sevgi var, ben güçlüyüm dost, yüreğimde hala sevgi var, hala umutlar var ve hala ulaşmak istediklerimin hayali var.
Biliyor musun Zaman içinde o kadar yargılandım ki, öfkem geçti artık, biliyorum ki kader kendi seçimlerimiz. Hiçbir şeye isyan yok, hiç kimseden öç almak yok, hele geçmişi aklamaya çalışmak hiç yok. Yaşamda yaşadığımız her şey bir tecrübe değil mi?
Rüzgarın estiği yöne sürüklenmek en kolayı, biz rüzgara doğru koşmadık mı? Biz zoru seçmedik mi dost? Kavgalarımız, mücadelelerimiz hep adalete, saygıya, sevgiye, yalnızlığa değil miydi?
Haykırırken yürekten bizi ezenler, bize susmayı öğretenler, yalanı yaşam sayanlar şimdi belki de görünen insanlar, biz gölge olarak mı kaldık dost?
Buralarda bir başıma oturmuş şimdi o türküyü dinliyorum. Hani o çocukluğumuzun pembe türküleri. Dinlediğimiz, dinlerken de mırıldandığımız, umut türküsünü.
.......
Oralarda sen neler yaptın dost? Bir yaşam vardır senin olduğun yerde de mutlaka. Elbette biz genede, gene güçlüyüz. Bilirim ayrı olmak zedelemez seni benim kadar. Sen oralarda ufukta bir gemi gördüğünde, geminin limana yanaşmasını beklersin. Benim gibi ufukta gördüğün gemiye yüzmeye çalışmazsın.
Şu satırlar sana ulaştığında kim bilir belki ben de gemiye ulaşmış olacağım. Şimdilik bu kadar dost, yakında satırlarla ve seninle olacağım tekrar. Sen hep yerinde kal dostların en yüreklisi...
Eren Genç


