ZiraSayın Wulff, son aylarda Federal Almanya tarihinde benzeri görülmemiş şekilde bir eleştiri fırtınasına tutulmaktadır. Wulff, Aşağı Saksonya Eyaleti Başbakanı iken siyasi imkanlarındanözel işlerine çıkar sağlamaklave vaktiyle bu konu ile alakalıyöneltilen soru önergesini doğrucevaplamamakla suçlanmaktadır. Ayrıca bu konuda haber yayınlanmasını engellemek amacıyla Almanya’nın popülist gazetelerinden biri olan Bild’in Genel Yayın Yönetmeni’ni telefonla arayıp baskı yapmaya çalıştığı iddia edilmektedir. Eleştirilere rağmen bu güne kadar Sayın Wulff hakkında hukuki işlem başlatılmasını gerektiren bir suça rastlanmadığından olsa gerek, Wulff kendine yöneltilen eleştirilere kulak verip istifa etme ihtiyacı duymamıştır. Ama yinede siyasi hayatının en zor günlerini yaşadığı her halinden belli. Başbakan Merkel’in Wulff’a desteğini sürdürmesine rağmen iktidarpartisi CDU içinde “istifa”sesleri yükselmesi, bu zor günlerde Wulff’udestekleyenlerin sayısının aşırı derece azaldığını göstermektedir. Malum, düşenin dostu olmaz.
***
Cumhurbaşkanının konuşmalarınınve icraatlarının toplumdabu boyutta tartışılabilmesi demokrasininve hukuk devletininülkede sağlıklı işlediğinin
göstergesidir.FAZ gazetesinin iddiasına göre Sayın Wulff’un görevinden istifası durumunda,CDU/CSU birliği eski içişleri bakanıve şimdiki savunma bakanı Thomas de Maziere’yi cumhurbaşkanı adayı gösterecek. Henüz Sayın Cumhurbaşkanı Wulff’un istifasını gerektiren birdurum görülmemekle beraber,Sayın de Maziere’nin siyasi başarıları ve kişiliği ile cumhurbaşkanlığıiçin isabetli bir adayolacağı kesin. İlginç olanı SayınWulff’un cumhurbaşkanlığı, yoğunşekilde haftalardır basındatartışıl masına rağmen Türk kökenli kuruluşlarımızın bu konudabir görüş sarf etmemesidir. Oysaonca yıllar göçmenlerin büyükkısmının oylarını elde ederek onları temsil ettiğini lanse edenSPD, “göçmen haklarının” sadece sözünü ederken, Aygül Özkan’ı Almanya’nın ilk Türk kökenli bakanı olarak atayarak Almanya’da bir ilke imza atan ve uyum politikasında çağ atlayan, zamanın Aşağı Saksonya Eyaleti Başbakanı ve şimdiki Cumhurbaşkanı Sayın Wulff’unkendisidir. Bugün SPD Genel Merkez tarafından Türk kökenli siyasetçiler parti yönetiminde ve eyalet hükümetlerinde nispeten önemli mevkilere atanıyorlar ise, bu Cumhurbaşkanı Wulff’un vaktiyle Eyalet Başbakanlığı döneminde bir tabuyu cesurca ortadan kaldırmasıyla SPD’yi de bu yönde adım atma zorunda bıraktığı için mümkün olduğu unutulmamalıdır.
***
Wulff Cumhurbaşkanı olduktan sonra cesur siyasetini devam ettirmiş ve muhtemelen Alman toplumunun malum muhafazakar kesimi ve basının yaygarayı kopartacağını tahmin edebildiği nhalde, artık göçmenlerin ve İslam dinin Almanya’nın bir gerçeği ve parçası olduğunu ifade etmiştir. Karşılaştığı yoğun toplumsal eleştirilere rağmen de geri adım atmamış, sözünün arkasında durmuştur. Hatta Cumhurbaşkanın olarak verdiği bir mülakatta Türk göçmenlere sahip çıkmış ve Türklerin Alman kültürünü zenginleştirdiğini ve dünyaya açılmasını sağladığını belirterek Türk toplumuna değer ve destek vermiştir.
***
İnsanların, Cumhurbaşkanı da olsa, asıl acı günlerinde dostlara nihtiyacı olur. Ama bu eleştiriler sürerken, Sayın Wulff yalnız bırakılmamış mıdır? Hepimiz elimizi vicdanımıza koyup kendimizi sorgulayalım. Türk Toplumuna dost elini uzatan sayın Wulff’un eleştiri yağmuruna tutulduğu şu günlerde dost elini uzatma sırası bizlerde değil midir? Bu elbette onun başbakanlık döneminde muhtemelen doğru olmayan meselelerini savunalım anlamına gelmez. Ama bunca sert eleştiriler söz konusu iken, Federal Almanya’yı temsil etme yetkinliği sorgulanırken, göçmenler hususunda adeta yeni bir çığır açmış olmasını unutmamak ve Alman ve Türk toplumunun kaynaşabilmesi için attığı adımlar ve bu yöndeki toplumsal başarılarının da göz ardı edilmemesi gerekir. Bu görev de öncelikle Türk toplumuna düşmektedir. Sürekli dışlanıldığımızdan yakınırız. Ama eksik dostluk ve vefa anlayışı sergileyenlerin kendine edindiği dostların niteliği ve sayısının da ona göre olacağından şüphe eden var mı? Bu nedenle Türklerin kalbinde Sayın Cumhurbaşkanı Wulff’un farklı bir yeri olmalı, hem de önceki cumhurbaşkanları ve siyasetçilerin hiç biriyle kıyaslanamayacak derecede.
***
İnsanın değeri sadece yanlışlarıyla ölçülmez. Hani “eşit” hak istiyorduk, hani Alman toplumunda kaale alınmak istiyorduk? Buyurun “katılım” için, Almanya’da söz sahibi olmak için işte fırsat. Ama toplumsal meselelerde varlığınızı hissettirmezseniz, elbette yok sayılırsınız. Size sahip çıkana siz sahip çıkma sorumluluğu hissetmiyorsanız elbette sergilediğiniz vefasızlığa kurban gitmeniz, yalnız bırakılmanız doğaldır. Almanya’da toplumsal ağırlığımız ve itibarımız da malum zaten. Zor günlerin bir iyiliği varsa, hakiki dostlarımızı bize tanıtmasıdır. Bu açıdan Türk toplumunun ilgisizliği, Sayın Wulff ‘un hatıralarına bir vefasızlık olarak geçmemesini ümit ediyoruz. Atalarımız da boşuna “Kusursuz Dost arayan Dostsuz kalır” dememiştir. Kaldı ki bir siyasetçi de, cumhurbaşkanı da olsa, sonuç itibari ile doğruları ve yanlışları ile sadece bir insandır. Sayın Cumhurbaşkanı Wulff’a yöneltilen eleştiriler ve iddiaların doğruluk payı zamanla aydınlığa kavuşacaktır.
***
Sonuç ne olursa olsun, Sayın Wulff göçmen politikasına damgasını vurarak olumlu şekilde etkilemiş ve çağ atlamış bir şahsiyet olarak hatırlarda kalacaktır. Almanya’da mevcudiyeti inkar edilmeyen okul, iş ve siyaset alanlarındaki görünmez duvarların yıkılması için tuğlaların ilkini söküp çıkartan şahsiyet olarak takdire ve teşekküre layık bir cumhurbaşkanıdır Sayın Wulff.
Köşe Yazarlarımız
Wulff Türklere yol verdi
Wulff Türklere yol verdi, ona vefa borcumuz var
19. yüzyılın önemli filozoflarından olan Friedrich Hegel’in “en vefakar dostumuz gölgemizdir, ama unutmayın ki o bile yoldaşlık etmek için güneşli havayı bekler”sözü Federal Almanya CumhurbaşkanıChristian Wulff’un şugünlerde muhtemelen en sıkhatırladığı sözlerden biridir.
Yayınlandığı yer
Dr. Hasan Şeker