Ermenek Belediye Başkanı Sayın Necati Akpınar konuşmalarında yapılması gerekenleri sıralarken turizmi önceliklerin arasında göstermiştir.
Yine Karaman Milletvekilleri Sayın Lütfi Elvan ve Mevlüt Akgün de konuşmalarında ulaşımın ve Ermenek turizmine nasıl etkisi olacağı üzerinde durmuşlardı.
Artık günümüzde bacasız sanayi olan turizmi fark etmemek biraz çağın gerisinde kalışı ortaya çıkarır. Ermenek’te turizmin atağa geçmesi için artık eksikler bir bir giderilmeye başlanmıştır. Konaklama tesisleri özel girişimle adını Türkiye’ye duyurmuştur. Diğer yandan var olan dağ, yayla, orman, doğa ortamımız zaten hazırdı. Bir de baraj manzaramız tüm bunlara eklenince geriye bir tarih ortamı kalmaktaydı. Bunu çözmek için de Ermenek Merkezde tarihi camiler yerlerini zaten korurken, son olarak restorasyonu gerçekleştirilen “Ermenek Canlanıyor, Renklerimiz Geri Geliyor.” projesi ile eski Ermenek evleri ve sokağı ayrı bir güzellik olarak Taşeli’nde yerini almıştır.
Evet, Ermenek merkez için tamam olan bir durum bu. Ermenek sadece merkezden ibaret değil ki. Belde ve köyleri ile bir bütündür Ermenek. Amma bu köy ve beldelerde bulunan tarihi dokunun da yakın gelecekte işlerlik kazanacak olan turizme kazandırılarak, köyüyle, beldesiyle, merkeziyle turizm pastasını paylaşılabilmelidir.
Sıla festivalinde bende bulundum ve açılışları takip ettim. Ermenek Ulu Camiye giderken restore edilen eski evler ve sokak açılışı yapıldıktan sonra Ulu Cami’nin hemen eteğinde bulunan açılışı gerçekleştirilen evlerin birinin yazlık sofasına protokol misafir oldu. Misafirlerini karşılayan ev sahibine çeşitli sorulardan sonra ev sahibesi protokol üyelerine buz gibi karadut şurubu ikramında bulundu.
Karadut şurubu içilirken turizm açısında bu evlerin önemi vurgulandığı sırada “tam vaktidir” diyerek tam karşımda bulunan Karaman Milletvekilimiz Sayın Lütfi Elvan Bey’e “Sayın Vekilim, turizm açısından bu evler takdire şayandır. Ancak Ermenek turizmine büyük katkı sağlayacak bir şaheser var ki bugüne kadar henüz fark edilmedi. Yukarı Çağlar Köyünde bulunan ve 5 km.ye varan antik su kanalı inceletilip, turizme açılması ile yöreyi dünyaya tanıtacaktır.”deyince
“Ben böyle bir yerin olduğunu bilmiyordum.”dedi. Ermenek Belediye Başkanı Sayın Necati Akpınar; “Evet, böyle bir yer var.”diye beni doğruladı..
Bu sırada hemen sağ tarafımda bulunan Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabri Gökmen Bey anlamlı anlamlı bana bakınca “Sayın Rektörüm sizin üniversitenizin dergisinde de yayınlanmak üzere bu antik su kanalları dokümanını gönderdik. Ancak son duyduğumuz baskı aşamasında olduğu şeklinde idi.”dedim. Sayın Rektör “Üniversitede hangi birime inceleteceğiz onu düşünüyordum.”dedi.
Sonra Karaman Milletvekili Sayın Mevlüt Akgün Bey “Bu bahsettiğiniz yer sizin yayla yolunuzun olduğu yerde mi?” diye soru yöneltti.
Ben de “Evet, girişi oradan başlamakta. Ancak Aşağı Çağlar Köyü, Boncuk Çayır’ına kadar uzanmaktadır. Bu kanaldan yer yer sürünerek geçilebilir. Ancak büyük bir çoğunluğunun üç metreyi bulan, oyma taş yapıdır.”dedikten sonra Karaman Belediye Başkanı Kamil Ugurlu Bey’e dönerek “Sayın Başkanım, Ramazan Bahar adlı bir arkadaşımız internet üzerinden sizi bu konuda bilgilendirip, tanıtım için yardım talebinde bulundu. Ancak cevap alamadık.”dedim.
Bu sırada Sayın Karaman Vali Vekilim Latif Memiş Bey telefon numaramı istedi. Telefon numaramı verdim. Notları arasına “Antik Su Kanalı”nı aldı ve “Karaman Müze müdürüne durumu bildirelim.” dedi. Sayın Karaman İl Genel Meclisi Başkanı Mustafa Bayır ve Ermenek Kaymakamımız Uğur Sezer ve diğer protokol üyelerinin hemen hemen çoğunun bilgisine sunmuştum konuyu.
"Taş yerinde ağırdır." Böyle güzel deyimler, hayatımızda kullandığımız, anlamca dolu olan deyimlerimizdendir. Ben bu deyimi soyut anlamlar yükleyerek size sunmayacağım bu yazımda. Gayet somut, dış görünüşü ile yüklemeler yaparak sunmaya çalışacağım.
Taşeli.
Taştan vatan.
Taşeli'nde öyle taşlar vardır ki; ağırlığını ancak yerinde hissedebilirsiniz. Mut ilçesi sınırlarından başlayıp, Altıntaş’a kadar uzanan yüksek kırılmış fay görüntülerinin, bu taşlığın en yüksek olan kısmı Yukarı Çağlar Köyü Keben Kayası (Aşağı Çağlarlılar Kurum Kayası der)nda kendini gösterir. Keben Kayası Taşeli’nde “Taş Yerinde Ağırdır” deyimini en somut görüntüsünü sergiler. Bir taşın ağırlığının her zaman ve her yerde aynı olduğunu düşünenler yanıldıklarını ancak bu bahsettiğim dev taş bloklarını görünce fark ederler.
Bu yazımda Yukarı Çağlar Köyünün tarihe damgasını vuran, ancak henüz tanınmayan şaheseri, antik su kanalından bahsetmek istiyorum.
Keben Kayası gövdesine oyulmuş “Antik Su Kanalı” gerçek anlamda mimarlar tarafından incelense belki çevresine uyumluluğu ile bir projenin ağırlığını hissettirir.
Antik Su Kanalı müthiş bir mühendislik projesidir. Ne var ki bu projenin mühendisinin adı yok. Bu kanalı yaptıran yöneticinin de adı yok, sanı yok. Ama günümüze kadar ulaşan ibretlik bir şaheser, gün yüzüne çıkarılıp insanlığın seyrine sunulması gerekir.
Burada yapılacak şey, “Zararın neresinden dönsen kârdır’’ özdeyişi uyarınca, günümüze kadar fark edilmeyen Antik Su Kanalı’nı fark etmek ve bunu Ermenek turizmine kazandırmaktır.
Yukarı Çağlar Antik Su Kanalı UNESCO tarafından fark edilmiş olsa, uluslararası uzmanlar ve ICOMOS (International Council on Monuments and Sites – Uluslararası Anıtlar ve SİTler Konseyi) rehberliğinde bir inceletilmiş olsa, Dünya Mirası Listesine’’ dâhil edileceğini düşünmemek elde değil.
Antik Su Kanalı’nın bir an evvel insanlığın göz zevkine sunmak, turizme açmak en akılcı ve kârlı yol gözüküyor.
Durmuş Ali ÖZBEK