Hasan Baran (8)
Fransızca da bir atasözü vardır: “Kaynana, hamuru şekerden de olsa yine de tadı acıdır.”
Alev kırmızısı ile tozpembenin büyüleyici bir güzellikle birbirine geçtiği bir akşama doğruydu, İstanbul’da Beşiktaş’ta, Barbaros Hayrettin Paşa’nın türbesine sırtını veren ve tarihi mimarînin temel öğelerini taşıyan Beşiktaş İskelesi’nin yan tarafında şirin bir çay bahçesinde oturmuştuk. Beşiktaş - Üsküdar motorları kıpır kıpırdı, Müjdat Gezen “Şu güzelliği tamamlayacak bir şiir geliyor mu aklına?” deyince birden usuma Cahit Sıtkı Tarancı’nın ünlü “ABBAS” şiiri geldi ve bu şiiri söylemeye başladım.
Kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan eder, yarışmaya çok sayıda sanatçı katılır, günlerce çalışırlar, birbirinden güzel resimler yaparlar, sonunda eserleri saraya teslim ederler.
Hayat Kazanmak Para Kazanmaktan Zor ve Pahalıdır.
Gözleri görmeyen bir kişi, bu durumundan kurtulmak için çareler aramaya başlamış. Başvurmadığı hekim ve bilge kalmamış, kimse ona yardımcı olamamış.
Hele sabah ezanları ile gelmişseniz Aktekke Camii’nin önüne; caddelerin tenhalığı, kendinizle başbaşa kalmayı çabuklaştırır; mevsim kışsa eğer, ağaçların çıplaklığı bir gariplik duygusu içerir ayaküstü.
Türk dili altından daha kıymetli, ışıktan daha ferahlatıcı bir dildir; ruh, söz ve yazının Türk dilindeki kadar böylesine temelden vücut bulduğu başka bir dil yoktur.
Muammer Baran’ı artık gönlümüzde arayacağız. Bir hadiste: “Ben yerlerime, göklerime sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım” denmedi mi? İşte o mümin kulların en büyüğüydü Muammer Baran ve onu kaybettik bizler.
EŞSİZ GÜZELLİKTE BİR İNSAN BABAM MUAMMER BARAN