karamandan.com

Değerleme Önceliğimiz Ne Olmalı?

Merhaba Sevgili Karamanlılar,

Sizlere yine bu güzel köşeden seslenebilmenin mutluluğunu yaşıyorum..

İlk yazım yayınlandığından beri ikincisinin hangisi olması gerektiğini düşünmekteydim.. Ama bir türlü hangisinin olması gerektiğine de karar verememekte..

Çünkü sizlerle paylaşmak istediğim o kadar çok şey var ki…

Adeta kabıma sığamıyorum. Bişeyleri paylaşabilmek adına- heyecanla ve coşkuyla-dolup dolup taşıyorum..Bildiğim öğrendiğim herşeyi en ince ayrıntısına kadar paylaşmak..

Bilginin ‘Güç’ olduğu,bilgiye sahip olan kişinin ‘Güçlü’ sayıldığı günümüzde artık çoğu kimsenin bu konuda daha cimri davrandığını gözlemliyorum..

Etik açıdan doğru bulmasam bile, bu davranışın altında yatan bazı sebepleri de anlayabiliyorum..Çünkü kendimden biliyorum bu sürecin ne kadar maliyetli olduğunu,ilave olarak üzerine ne kadar zaman,emek,çaba,sabır ve fedakarlık gibi şeyler istediğini…

Yine de bilginin paylaştıkça çoğaldığını düşünüyor ve böylece daha faydalı olacağına inanıyorum…

Ben bir taraftan anlatmak istediğim konular ve olaylar arasında gitgellerimi yaşarken,diğer taraftan da beynimdeki ideal dünyamda dolanırken(ideal toplum,ideal birey,ideal çevre<sadece iyilikler ve güzelliklerin var olduğu>) geçtiğimiz günlerde Karamanda meydana gelen bir olay,beni gerçeklerle acı bir şekilde bir kez daha yüzleştirdi.

İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? sorusunu sordurtan Karaman,Türkiye ve insanlık adına üzülerek okuduğum olayı daha öne alarak aktarmaya karar verdim.(güncel olması sebebiyle)

Fakat daha önce size olması gereken şeylerin tanımlarını verip,olanla kıyasını yapıp,aradaki farkı sizin bulmanızı istiyorum.

Devlet ; ortak bir hayatı ve kültürü paylaşan bir toplumda,bu toplumu düzenleme,bu topluma güvenlik,refah ve huzur sağlama amacını güden ve bu amaca yönelik olarak kanun koyma,bu kanunları uygulama,cezalandırma gibi güçlere sahip olan kurumdur.

Toplum ; sınırları belli bir doğal çevrede ortak amaçlar için bir araya gelen,birbirleri ile kurullaşmış ilişki,işbirliği ve dayanışma içinde olan insanlardan oluşan kümelerdir.

Hukuk ; toplumun genel menfaatini veya fertlerin ve toplumun ortak iyiliğini sağlamak amacıyla konulan ve kamu gücüyle desteklenen,kural,hak ve kanunların bütünüdür.Kısaca,adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.

Kanun ; yasama organı tarafından,belirli şekillere uyularak düzenlenen ve yürürlüğe girmesinden itibaren toplum için uyulması gerekli ve zorunlu olan genel,soyut ve devamlı kuralları içeren tasarruftur.

Vergi ; devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin hükümranlık gücüne dayanarak ekonomik,mali ve sosyal amaçlı kamu giderlerlerini finanse etmek için sadece siyasi bir organizasyonun üyesi olmaları dolayısıyla vatandaşlarından mali güçlerine göre,karşılıksız olarak ve belirli kurallar dahilinde alınması gereken kanuni ve cebri(zor kullanılarak yaptırılan)ekonomik değerlerdir.

Tekrar gerçekleşen örnek olayımıza dönerek devam edelim…

Bir partinin ilçe başkanı daha önceki tarihlerde uzlaşarak işini gördürdüğü sanatkarın (en etkili ve en kötü sonuçlar doğurabilecek bir cisimle) kafasını yarıyor.Sebebi ise diğerlerine göre daha yüksek bir fiyattan o işi,ona yapması..

Bu kısımda insanın aklına biçok soru geliyor..Peki ama bu vakte kadar neredeymiş?Ya da araştırabilme ve daha ucuzunu bulabilme imkanı varken neden o kişiye yaptırmış?Öyle ise tüm bunların sorumlusu kendisi değil midir?O zaman gidip kendi kafasını yarsın gibi bir sonuç çıkıyor karşımıza..

Günümüzde serbest piyasa ekonomisi diye bişey var.Kimse kimsenin kafasına silah dayayıp bir işi almıyor ya da yaptırmıyor.Arz ve talep serbest koşullar içinde,kendiliğinden dengeye geliyor..

İyinin var olabildiği gibi kötünün ve kötü niyetli insanların da var olduğu dünyamızda,kötü niyetli hem alıcı hem de satıcılarında varolduğunu çok rahat düşünebilirz..

İstisnai bir durum olarak sanatkarın kötü niyetli olduğunu ve bir anlık bi zayıflıktan faydalanmış olduğunu düşünecek olsak bile,bu davranışının sonucu onu ölümle burun buruna getiren bir davranışla karşılık bulmamalı...

Elbette hiçkimsenin enayi durumuna konması hoş bir durum değil,hatta çileden çıkarıcı.Hele ki;tereciye tere satılıyorsa,karşınızdaki giderken siz dönüyorsanız,o tilkiyse siz de kuyruğuysanız…

Ama hiçbir açıklama,hiçbir istisna uğratılan en fazla yüz,iki yüz TL’lik zarar için ölüme kapı açılmasının haklı olduğunu gösteremez..! Ölüme kapı açılma diyorum çünkü neden başka bir organ değil de baş? neden başka türlü bir alet değil de o? sorularım yanıtsız kalıyor..Bu eylemi ceza hukukunda açıklayan tek kavram ise Kast(kanunun suç saydığı bir fiili ve neticelerini bilerek ve isteyerek işlemek iradesidir.).Taksirin(bilinçsizlik,dikkatsizlik) söz konusu olması mümkün değil..

Buradaki işin en ilginç yanı ise bu kişinin ilçe bazında bir partinin başkanlığını yapıyor olması.Üstelik ismini demokrasiden alan bir parti..(Sevgili partililer lütfen dikkat!Kast geliyorum dedi..!)

Eğer ki bu kişi adaylığını koymuş ise seçilmesi durumunda o ilçenin başkanı olabilecek potansiyeli de kendi içinde taşımakta.Yani koskoca ilçenin geleceği ile ilgili kararları yürütüyor olacak.Anlaşılan yönetimde yönetici tarafından benimsenebilecek ‘Sopa veya Havuç’(ceza veya ödül) modelinden ‘Sopa’yı benimsemekte.Kısaca alınan kararlar Sopa yöntemi ile uygulamaya konulacak ileride.(Sevgili ilçe sakinleri böyle bir durumda aksi bir harekette bulunmayıp,damara basmamakta fayda var!) (sopa olsa can kurban!)

Herşey bir kenara böyle bir olayın demokrasinin çekirdeğinin çekirdeğini oluşturan,siyaset okulunun bir sınıfında halkı eğitmek için gönüllü ve önder bir konumda olan biri tarafından gerçekleştirilmesi çok daha üzücüdür..Demokrasi(bir bakımdan farklılıkları kabullenebilme) buysa acaba ne değildir?

Eğer herkes kanununu kendi koyuyor  ve uyguluyorsa, polise, askere, savcıya, hakime, avukata  da ihtiyacımız yoktur. O zaman biz artık vergi ödemeyelim.Ya da başka ihtiyaçlara lazım olabilecek,diğer kısımlarını ödeyelim.Yol gibi,kanazilasyon gibi,elektirik ve su gibi diğer ihtiyaçlar…

Bugün bu konuyu ele alma gereği duydum çünkü eğer çevrede olup bitene orada yaşayan halk gerektiği yerde tepkisini ortaya koymazsa ya da koyamazsa aynı olaylar olmaya,olayları meydana getiren kişiler ise aynı davranışlarını yinelemeye devam eder.Ve birgün gelir sizin kapınızda aynı sebeple ve aynı olayla çalınır.Canlar yandıktan,ciğerler dağlandıktan sonra ise yargı ve hukuk sistemi çok iyi işlese bile artık vakit çok geç olmuştur..

Gözünüzün nuru biricik evladınız yok olmuş,yılların birikimi eviniz,arabanız kül olmuş,diğer yarınız eşiniz sakat kalmış,siz ise olmadık acıların içinde boğulmaya başlamışsınızdır…

Bir daha bu ve buna benzer olayların Karaman,Türkiye,dünya hatta evren için olmamasını ümit ediyorum.

Eğer odak noktamıza en değerli varlık olarak para,mevki,ün,çıkar,bencillik gibi şeylerin yerine ‘İNSAN’ı koymayı başarabilirsek zaten olmayacaktır.

Gerçekleştirilecek bu organizasyonun(bütünleşme)Karaman ayağı da siz sevgili Karamanlılardır..

Unutmayın ‘Kuvvet kuvveti sınırlamazsa Özgürlük olmaz.!’

Özgürlüğün olmadığı yerde ise Kölelik vardır..

Çünkü her boşluk yerini başka bir şeyle mutlaka doldurur..

Bol Bilinçli,huzurlu ve beraberinde mutlu günler diliyorum…

Sevgiyle Kalın..

Canan SELVİ
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Hakkımızda | Künye | RSS | Reklam Ver | İletişim | karamandan.com | ANT Ajans
Elemtere fiş, kem gözlere şiş