Özel sektör almış başını giderken, gecesi gündüzü, çalışma süresi belli olmayan yeni yeni işler türemişken, işverenler çalışanlarının ensesinde kuş pişirirken, daha kolay ve rahattır da kamunun çalışanı olmak. Yönetici olmanın ekstralarını da kattığımızda paha biçilemeyen bir mesleki alandır günümüzde kamuda yönetici olmak.
Ordayken bol bol gezeriz. O davet sen, bu davet ben icabet ederiz. Sayısız protokol, sayısız iş yemeği, sayısız muhabbetin ışıltısı gözlerimizi kamaştırır. Kendimizi gereksiz olanlarından alıkoyamayız. Zaten oralardayken hem sevenlerimiz hem de sayanlarımız çok olur, bırakmazlar peşimizi. Belki bizle bir kelam bile konuşabilmek dünyadaki cenneti yaratacaktır onlara. Bu yüzden vazgeçemezler, ısrarcı olurlar hep…
Buzdağının görünen yüzündeki işin ışıltılı yönünü bir kenara bırakırsak yani; bırakabilen gerçek yöneticiler için ne vardır buzdağının görünmeyen kısmında? Yani bu işi hak gözeterek yapan gerçek yöneticiler için ne gibi zorluklar ya da hassasiyetler vardır? Neler yoktur ki o buzdağının görünmeyen kısımlarında? Toplumsal gelir dağılımı adaletsizliğinin bir köşeye fırlattığı ve sayılarının hayli fazlaca olduğu aç, yoksul ve her şeye muhtaç insanlar vardır. Bireysel yapı farklılıklarından kaynaklanan zayıf insanlar vardır. En önemlisi mutsuz olan birçok insan vardır ve bu insanlar çok çaresizdirler. Her yönden köşeye sıkışmış bir vaziyettedirler. Medet medet ya Rab derler ama Rab görünmezdir. (İçinde bulundukları durumdan kurtarması için) ve zaten hikmetini yine insanlar aracılığı ile gerçekleştirir. Bu yüzden yüzlerini çevirdikleri ilk kişi kamu yöneticileridir. Önce yardım der, iş der, para der, eğitim der, sağlık der. Onlar devlet babanın ildeki/ilçedeki yansımasıdır çünkü. Baba zordayız, dardayız ne olur ferahlat bizi der.
İşte bu noktada işi zor kılan (sorumluluk sahibi yapan) duyarlılık devreye girer. Baba eğer sorumsuz ve umursamaz biriyse üzerine düşen teknik işleri (evrak imzalamak) yapar, ilin geleceğine yön veriyorum gerekçeleriyle(bahaneleri) resmi, sivil yönetici azınlıkla olan davetlerine icabet etmeye devam eder.
Yok eğer baba her şeyden önce insanı insanlığı ön planda tutan vicdan sahibi bir babaysa, oturur önce çocuğunun (halkın) derdini dinler ve asla bu dert dinlemelerinden bıkmaz. Gerçek anlamda duyarlı bir babaysa çocuğunun derdiyle dertlenir, oturur onunla birlikte üzülür, onun derdi yüzünde adeta canından can kopar. Sonraki aşama ise sorunu ortadan kaldırmaya yönelik çözüm üretme, yani icraat aşamasıdır. Babadır ya tüm imkânlar onun elindedir, birçok önemli işin başlayabilmesi kararı, sadece onun iki dudağının arasındadır.
Duyarlı bir baba işi (zorunlu işleri) dışında ailesi (halk) ile birlikte olur. Onların dertleriyle üzülür, başarıları ile sevinir. Onlardan ayrı kalmayı bir an bile düşünmez. Zor zamanlarında en büyük destekçileri gene o olur.
Günümüzde sayısı çok az olduğu için ideal kamu yöneticisi de diyebiliriz buna, daha çok halkıyla birlikte olan, onları gerektiği gibi dinleyebilen, sorunlarını çözme konusunda (isteklerini yerine getirme) samimi olan, ilinde/ilçesinde tek bir muhtaç insan bırakmayana kadar tüm imkanlarını seferber ederek çalışan kişidir.
İnsanlığın varoluşundan bu güne kadar (tarihi gelişimi içerisinde) Devlete atfettiği anlam, yani insanlar için Devletin var olma sebebi toplumsal kaosu bertaraf edip, toplumsal düzeni sağlamanın yanında güçsüz (zayıf) insanların korunup kollanmasıysa, ideal kamu yöneticiler de bu amaçtan hiçbir zaman sapmamalıdır.
EĞER GİRDİKLERİ HAKLAR YÜZÜNDEN ONLARLA ÖLDÜKTEN SONRA TEKRAR YÜZYÜZE GELMEK İSTEMİYORLARSA… (İNANÇLI OLANLAR İÇİN )
Canan SELVİ
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Kamu Yönetimi Anabilim Dalı
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Yazarımızın yazılarına yorum yapılmamaktadır. Lütfen e-mail atınız...

