
Kıymetini bilmediğimiz değerlerimizden olan Manazan Mağaraları için birçok haber yaptık ve sizlerle paylaştık.
Bugün Manazan Mağaraları ile ilgili yeni bir şey daha iddia ediyoruz: "Manazan Mağaraları'nın iki katı toprak altında". Bu tahminimize müze müdürümüz Nurettin Özkan Bey de katılıyor. Müzeler haftası ile ilgili kendisi ile yaptığımız röportajda Manazan Mağaraları'nın toprak altında kalmış iki katı daha olabileceğini tahmin ettiğini söyledi. Kısıtlı kaynaklardan yaptığımız araştırmalar bu tezi biraz daha doğrular şekilde.
Osmanlı arşivlerinde Karye-i Manizan (Manazan Şehri) olarak geçen Manazan Mağaraları'nda yaşamın devam ettiği günlerde Avusturya (Barqogne Dukas'ın) elçisi Bertramdan de La Broşi're'nin Ereğli (Aradie)'den Larando (Larende) yani Karaman'a doğru giderken yolu üzerinde tamamen kaya içerisine oyulmuş bir köyde gecelediğini; Broşi're kendisine önemli kişilermiş gibi görünen iki şahıs ile hayvanlarının da bulunduğu bir mağaraya atlarıyla beraber konuk olup, bu mağarada iki gece geçirdiklerini ve bu mağarada yaşayan insanların misafirperver olduklarını öğreniyoruz.
Bu kaynaklarda geçen; -hayvanları ile beraber- ve -atlarıyla birlikte- cümlelerine dayanarak Manazan Mağaraları'nın iki katının da olabileceğini iddia ediyoruz. Çünkü günümüzde atların bu mağaraya girmeleri imkansız. Tezimize göre Manazan Mağaraları'nın bir kısmı yıkıldı ve aşağı katların girişlerini kapattı.
Bütün bunların gerçek olduğu ispatlanmadı elbette ama karşılığında böyle değildir diyecek bir öneri de yok. Çünkü Manazan Mağaraları tam anlamıyla incelenmedi. Oradaki kadın ceseti bile definecilerin talanı esnasında bulunmuş, mağara içerisine atılmış ve başka ziyaretçilerin bildirmesi sonucu jandarma tarafından Karaman Müzesi'ne taşınmıştır. Ayrıca Manazan Mağaraları'nın tam olarak yaşı da belirlenmiş durumda değil.
Karadağ'ın aktif olduğu dönemde, patlamadan önce gaz ve duman karışımı çıkarıyor, aylarca devam eden bu olay 40-50 km.lik bir alana yayılıyor ve bu gazlar killi, kireçli, kumlu topraklarla birleşip tüf kayaları oluşturuyor. Bu kayaların sadece hava akımının dokunduğu yüzey kısımları sertleşiyor. İç kısımları toprak kadar yumuşak ve işlemesi daha kolay. Mağarayı inşa eden insanlara göre bir ev yapıp ona duvar yapmak, tabanını düzlemek, çatı yapmak yerine kayaları oymak daha mantıklı bulunmuş. Tüf kayanın başka özelliği de içerisinde mikro organizmalara yer olmaması. Şu an halen kullanılan Taşkale'deki tahıl ambarlarında olduğu gibi burada yiyecekleri bozabilecek, insanları hastalandırabilecek hatta cesetleri çürütebilecek bakteri yaşayamıyor.
Geçmiş günlerde sizlere sunduğumuz 'Bizans'ın kızı günden güne eriyor' haberimizde de yer verdiğimiz gibi; Türkiye'deki ilaçlanmadan saklanabilen tek ceset şu an müzemizde sergilenmektedir. Konumuzun özüne dönecek olursak; Manazan Mağaraları'nın acil olarak -tam anlamıyla- incelenmesi gerekiyor.
- Manazan'ın Bir Bölümü Nasıl Göçtü? -
Mağaranın oyulduğu dağ, kütlelerin birleşmesinden oluştu. Bu kütleler çok sıcak bir ortamda ve birbirlerine doğru yaklaşarak birleşti. Bu esnada aralarda kalan toprak parçaları kaynak görevi gördü.
Bu olayın üzerinden binlerce yıl geçti ve arada kalan toprak, kaynak görevi görmez oldu. En dışta kalan kütle yerçekimin de etkisi ile ana kütleden ayrılarak yıkıldı.
Başta Taşkale Belediye Başkanlığı olmak üzere, kurumlarımız bu mağaralar için her türlü gayreti sarf etmeye hazır fakat bürokratik işlemler o kadar uzun ki, o kadar yorucu ki; büyük şehirlerin büyük dosyaları arasında küçük şehrin küçük dosyası dikkat çekmiyor.

Bu fikir İstanbul'da çalışacağıma Karaman'ım kazansın diyerek bütün yatırımını Karaman'a yapmış White Rose firmamıza ait. Projeleri ise basitçe güneş enerjisini, elektrik enerjisine çevirip, mağaranın iç aydınlatmasını sağlamak. Böylelikle elektrik sarfiyatı olmadığı için Taşkale Belediyesi'ne yük de getirmeyecek. Tabi ki kimse haydi başlayın, ışıklandırın mağaramızı diyemiyor.
"Herkes üstüne düşeni yapmalı" demek kifayet etmiyor. Zaten herkesin üstüne düşeni yaptığına inanıyoruz ama daha fazlasına ihtiyaç var. Malesef ki bütün bunları yapmaya tek bir kurumun gücü yetmiyor. Dinamiklerin çalışmasını sağlayacak, işini takip edecek ve kazanmak için tüccar mantığı ile hareket edebilecek tüzel bir kişiliğe ihtiyaç var.
Karaman Tanıtım Birliğimiz var ama bana göre son maddeye uymuyor. Yani tüccar mantığında değiller. Kötü bir anlatımla biz Karaman'a turist, yani para çekmek istiyor ve buna bağlı olarak kültür değerlerimize sahip çıkmak istiyorsak ticari mantıkla düşünmeliyiz. Tanıtımı yapılacak ögelerimizi piyasaya arz etmeliyiz.
Arif Karaduman
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Kıymetini bilmediğimiz değerlerimizden olan Manazan Mağaraları için birçok haber yaptık ve sizlerle paylaştık.
