Gelin Tanış Olalım
Merhaba dostlar,
Güzün bitimi artık,insanlar kış gelmeden şu işimi de bitireyim dışarıda birşey kalmasın diye canhıraş bir şekilde çalışıyorlar.Tipik bir Anadolu köyü burası,bir yakası dağlara dayanmış, diğer bir kısmı hemen köyün bitiminde başlayan; tarlalar ve üzüm bağlarıyla sınırlanmış, köyün tam ortasında yıllardır aynı kararda akan köy çeşmesi, küçük minaresiz camisi ve mutlu mesut köylüler. Bu hengame de Güccük Memetgilde ki telaş daha fazla. Hidayet Koçak sabırsızlıkla bir haber bekliyor. Güccük Memet; Oğlum sabırsızlanma hayırlısı ne ise o olur diyor. Fakat ne mümkün,normal şartlarda sabır küpü olan Hidayet sabırsızlanıyor. Bundan önce üç çocuğunu kaybetmiş, kimi doğumdan kısa bir süre sonra,kimi birkaç yaşında vefat etmişler.Tevekkülü hayatında yaşayan bu adam bu sefer tereddüdler yaşıyor iç aleminde. Kapının önünde bir o tarafa, bir bu tarafa sigaranın biri sönüyor biri yanıyor. İçeriden süratle Ayşe yengesi çıkıyor. Hidayet müjde; Kapkara bir oğlun oldu, diyor.Tarih; 1 Aralık 1969.
Şimdiler de öylemidir bilmiyorum, çocuğu yaşamayan veya olmayanlar adak adarlarmış Kemran Köyü civarında yatan Alibeke Dedeye. Allahım çocuğum yaşarsa veya olursa ismini Alibeke koyacağım derlermiş. İşte bizde bu şekilde dünyaya gelmişiz. Adaklar kesilmiş,fakirlere sadakalar verilmiş,ismimizi de Alibeke koymuşlar.Alibeke Koçak vatana millete hayırlı olur kabilinden.
Bardas, Bozkandak, Manyan komşu köylerimiz. Zamanında çok kavgalar edilmiş,dağ kavgaları odun kesme kavgaları, keçi otlatma kavgaları. Ama insanlar artık herşeyi konuşarak görüşerek çözüyorlar. Hepimiz bu kilimin desenleriyiz, sırt sırta vererek bir gülü meydana getiriyoruz, dikenlerle işimiz olmaz.
Buhara'dan göçüp gelen yörük aşireti içerisinde alimler de vardır. Anadoluyu vatan yapan atalarımız, herşeyini düşünerek bilerek yapmıştır. Her yerleşkeye kültürünü,ö rf ve adetlerini bütün dünya ve ahiret görüşünü yansıtmıştır. Ne kadar göçebe bir toplum olsa da, gittiği yere o günkü şartlarda medeniyetini götürmüştür, ilim her zaman birinci sıra da olmuştur. Her yerleştiği yere kanaat önderlerini de yerleştirmiştir. Yalıncak Sultan da onlardan biridir. Oğlu Taci Ahmedle beraber ilim ve irfan önderi olup,insanlara doğru yolu gösterici olmuşlardır. O zaman Şıhlar Köyünde civar köylerden gelen talebelere medrese eğitimi vermiş insanlarımızı eğiitmişlerdir. Ağırbaşlılık, tevazu, mülayimlik, efendilik, sabır gibi güzel hasletler her zaman ve her yerde geçer akçedir.
İşte böyle bir köyde dünyaya gelen Alibeke Koçak olarak bendeniz, ilkokul üçüncü sınıfa kadar köyde kulakları çınlasın Kızılyaka Köyü'nden Mehmet Öğretmen'de okudum.Bindokuzyüz yetmiş dokuzda Karaman'a göçtük. İsmi değiştimi bilmiyorum, Kale İlkokulu vardı, Nihal Ertuğrul Öğretmenimizden aldığımız eğitimle mezun olduk. Daha sonra Anafartalar Ortaokulunu bitirdim. Ekonomik sebeplerden dolayı Karaman Endüstri Meslek Lisesi Motor Bölümüne kaydoldum. Bindokuzyüz seksensekiz yılında mezun olup,üniversite imtihanın da Erzincan Meslek Yüksekokulu'nu kazandım. O yıl kayıt dondurup Karaman'da bir haritacının yanında çalıştım (Paramı alamadım o ayrı bir mesele). Seksendokuz yılında tekrar Erzincana gittim, bindokuzyüz doksanbir yılında mezun oldum.
Karaman'a döndüğüm zaman Karaman bir değişim süreci yaşıyordu, yeni vilayet olmanın süreci. Bizim hayallerimiz yüksekti, bu yüzden Konya'ya geldik.Alakasız birkaç sene özel sektörde çalıştıktan sonra,kendi işyerimizi açtık. Tüp servisi olarak başladığımız ticaret hayatına şu anda marketçi olarak devam ediyoruz. Evliyim üç oğlum var. Konya Buhara Mahallesinde ikamet etmekteyim.
Şartlar uygun olsaydı hep gazeteci olmak isterdim. Edebiyata karşı hep içimde bir ukte kaldı. Okumak ve yazmak benim için hep öncelik olmuştur. Birilerinin dediği gibi; Eğitim şart. Rabbim kısmet ederse bundan sonra buralarda görüşürüz inşaallah.
Bütün Karamanlı hemşehrilerime selamlar,saygılar.
Ali Beke Koçak

