Türkiye hatta tüm dünya bir değişim sürecinde. Klasik siyasi ülke sınırları gün geçtikçe ortadan kalkıyor. Kimi devletler yanlızlaşıp yok olmaya yüz tutarken Türkiye her geçen dakika gücüne güç katıyor. Buna rağmen yeis içinde olanlar var. Bu yeis "zat-ı şahanelerin" tutar yanları kalmamasının kederindendir.
Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Yepyeni ve taptaze bir güne uyanabilmek için için zorluklara, sancılara hazır olmalıyız.
BELKİDE BİZİM SANCIMIZ DEMOKRATİK AÇILIM
Laf salatasını bi kenara bırakalım. Eğer “demokratik açılım” süreci başarıya ulaşırsa; Türkiye’nin içindeki ve dışındaki düşmanların elindeki oyuncak yok olacak. Şuna bütün kalbimle inanıyorum ki Türkiye, “içeride” de “kan ve gözyaşı”nı durdurmak için açılımlar yapıyor!.Hükümet daha önce kimsenin yapmadığı yada yapamadığını yapıyor. Kimsenin giremediği riske giriyor. Kimsenin karşısına alamadığı "mihrakları" karşısına alıyor ve %50 lik oyunu riske ediyor.
Bu açılımların başarıya ulaşması demek, birilerinin tekerlerine çomak sokmak, rantlarına engel olmak demek! Kan, gözyaşı ve gerilim sürsün ki, bundan nemalananlar, saltanat”larını devam ettirsin. Terör devam etsin, askerimiz şehid düşsün, tabutlar gelsin ki; “PKK şaşırma, sabrımızı taşırma” veya “İmralı Apo’ya mezar olacak” sloganları “oy” getirsin!
APO 12 m2 DE ŞEHİTLER 2 m2 DE YATIYOR
Diğer taraftan, Türkiye’nin birçok vilâyetini Apo’nun hücresindeki 17 santimetrekarelik bir küçülme için “savaş alanı”na çeviren piyon”ların yakıp, yıkmalarıda benzer kaygının bir sonucu. Dahası, “30 bin kişinin katili” olarak şu anda 11.8 metrekarede yatan Öcalan için “empati” yapılmasını isteyenler, aynı “empati”yi “30 bin şehid” için niye yapmıyor? Çünkü onlar, Apo gibi “11.8 metrekarede” değil, sadece “2 metrekarede” yatıyorlar.
GERİLİMDEN RANT DEVŞİRENLER
Şu anda “darbeci generallere” ve “Ergenekon Terör Örgütü sanıkları”na destek veren “içeridekilerin dışarıdaki uzantıları” da, “PKK Terör Örgütü”ne destek veren “dağdakilerin ovadaki uzantıları” da büyük bir “hazımsızlık” içindedir. Çünkü, “rant”ları kesilmiştir.
Çünkü terör durursa, uyuşturucu ve fuhuş ticaretinden akan para da duracaktır. Terör durursa, şehidler üzerinden oy devşirmek de duracaktır!
İşte bu rant çarkının tehlikeye girmesidir ki, Ergenekon Terör Örgütünün dışarıdaki uzantıları ile PKK Terör Örgütünün ovadaki uzantılarını mecburen ve mecburiyetten işbirliğine yöneltmiştir. Bu işbirliğinin hedefinde, hiç kuşkunuz olmasın ki, Hükümet vardır! Türkiye vardır, istikrar vardır. Milletimizin kardeşliği, barışı, huzuru ve her geçen gün artan gücü vardır.
BİZ İÇERİDEN, SİZ DIŞARIDAN!
Burada bir anektot hatırlatalım. Sultan Aziz devrinin Sadrazam ve Hariciye Nâzırı Keçecizâde Fuad Paşa, Avrupa’da bir diplomatlar toplantısında bulunuyordu. Söz arasında ortaya latife yollu bir sual atılır; “Zamanımızın en kuvvetli devleti hangisidir?” Keçecizâde Fuad Paşa, bu soruya tereddütsüz şu cevabı verir: “Osmanlı İmparatorluğu!”
“Nasıl olur!” derler! “Çünkü” der; “Siz dışarıdan, biz içeriden var kuvvetimizle yıkmaya çalıştığımız halde, o hâlâ ayakta duruyor!”
METOD AYNI METOD
Hükümetin başlattığı açılım sürecinin sekteye uğratılması yolunda provokasyonların yaşanacağı başından beri biliniyordu. Bu provokasyonların, yalnızca bilinen (maalesef) şehit cenazelerinin yeniden Anadolu’ya yayılması değil, devletin en kritik noktalarındaki isimlerine yönelik olabileceğini başından beri dile getirenler az değil.
Tokat Reşadiye’deki saldırının her zamankinden çok daha farklı Üç anlamı var.
Birincisi, tıkandırılmaya çalışılan açılım sürecinin artık çıkmazda olduğu imajını vermek.
İkincisi ise; Biz eylemi istersek alışılagelmiş Doğu ve Güneydou’dan değil, huzurlu bölgelerde de yapabiliriz, mesajı idi.
Daha önemli bir başka yönü daha var eylemin. O da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan’ın Beyaz Saray’da ABD Başkanı Obama ile yapacağı zirvede elini boşa çıkarma gayreti.
DTP PARTİSİNİ KAPATTIRIP MAZLUMU OYNAYACAK
Cephe bir değil iki değil. Anayasa Mahkemesi’nde başlayan DTP’yi kapatma davası ile ilgili DTP “dağa çıkmanın zamanının geldiğini" duyurdu. Daha açık bir ifade ile “Biz DTP’yi kapattırmak için her şeyi yapacağız. Sonra da halkımız bizden dağa çıkmamızı istiyor, biz de onu yapacağız” diyor.
Terör örgütünün bitmesi halinde bir hiç olmaktan korkan çoğu DTP’liler, demokratikleşme sürecinin yol almasından ve bir hiç olmaktan korkuyorlar. Demokratikleşme sorunu eşittir Kürt sorunu, Kürt sorunu eşittir PKK sorunu demek olmadığını gözden kaçırıyorlar. Yukarıdaki denklemi tersten doğru okutmaya çalışıyorlar.
İşin ilginç yanı DTP ile aynı şekilde muhalefette "Demokratik Açılım" sürecini durdurmak isteyenlerden. Muhalefet bu tuzağamı geliyor yoksa onlarında mı rantları kesilecek bilinmez ama millet olarak bize düşen uyanık ve şuurlu olmaktır.
Öyleki "zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası" kadar uyanık olmalıyız.
Dünyada neler oluyor, ortadoğuda neler planlanıyor neden Türkiye bir yandan ABD ye karşı AB kozunu oynarken öte yandan Doğuda sınırları birleştiriyor. Lübnandan Afganistana kadar neden tüm islam ülkeleri Türkiye ile birlikte hareket ediyor. Tüm bu olan biteni iyi okumalı idrak etmeli ve şer odaklarının oyunlarını şuurumuzla bozmalıyoz.
Kalın Selametle...
Adem Kocatürk

Türkiye hatta tüm dünya bir değişim sürecinde. Klasik siyasi ülke sınırları gün geçtikçe ortadan kalkıyor. Kimi devletler yanlızlaşıp yok olmaya yüz tutarken Türkiye her geçen dakika gücüne güç katıyor. Buna rağmen yeis içinde olanlar var. Bu yeis "zat-ı şahanelerin" tutar yanları kalmamasının kederindendir.