Karamandan.com

Karamandan.com

19 Şubat 2017 Pazar
BUCAKKIŞLA KÖYÜ
Bucakkışla Köyü Karaman Merkez'in güney-batısında ve Merkeze 41 km uzaklıkta olup 450 metre rakımdadır.
Kategori : Köyler
13 Aralık 2016 13:47
 
BUCAKKIŞLA KÖYÜ

Bucakkışla Köyü Karaman Merkez'in güney-batısında ve Merkeze 41 km uzaklıkta olup 450 metre rakımdadır. Göksu nehrinin kenarında kurulmuştur. Akdeniz iklimi özelliklerini gösteren bu köyümüzde her türden bitki yetiştirilmektedir. Kuzeyinde Narlıdere (Avgan), güneyinde Bostanözü, batsında Çukur, doğusunda Özdemir köyleri bulunmaktadır.

Bucakkışla; 1894 yılında 111, 1904 yılında 136, 1922 yılında 25 hane ve 95 nüfus, 1925 yılında 162, 1935’ 209, 1945’te 220, 1955’te 320, 1965’te 544, 1975’te 548 iken 1985’te 432, 1990’da 658 ve 2014 yılında ise 72 erkek, 94 kadın, toplam 166 nüfusa gerilemiştir.

Bucakkışla’ya yerleşenlerin ataları çeşitli aşiretlerden oluşmaktadır. 19. Yüzyılda yerleşildiği sanılmaktadır. Önceleri Eskiköy denilen Apik Kayalarının kuytuladığı bucaktaki Romalılardan kalan köy kalıntılarını onararak kışlak olarak kullanmışlardır. Arazi yapısına uygun olarak buraya Bucakkışla adını vermişlerdir. 11 Haziran 1721 yılına ait belgede Burhan Yörükleri Cemaati, Burhan Yörükleri, Varsak aşireti içerisinde 13 hane olarak gösterilmiş ve yurtları olarak ta Karaman Vilayeti, Aladağ Kazası, Bıçakçı Göymesi Karyesi (Köyü) gösterilmiştir. C. Türkay, Oymak, Aşiret ve Cemaatler, s. 418. O halde burasının eski ismi Bıçakçı olmalıdır. Yörede çok miktarda Bıçakçı Yörükleri bulunmakta, aynı zamanda eski Roma yolu üzerinde Bıçakçı Hanı ve Bıçakçı köprüsü bulunmaktadır.

Yerleşilen bu yerin Göksu kenarında olması ve tehlikeye açık olması, hava bakımından kuytuda olması nedeniyle biraz daha açıkta olan ve gene Romalılardan kalan kalıntıların bulunduğu yere gelerek evler yaparak yerleşmişlerdir. 1930 yıllarında Bucak merkezi olması nedeniyle kaderi değişmiştir. Daha güzel evler yapılmaya başlanmıştır. Ancak buranın da kuzey rüzgârına kapalı zeytin ormanlarının ortasında olması yaşamlarını güçleştirdiği için geniş vadinin tam ortasındaki bu günkü son yerleşim yerlerine yerleşmişlerdir. Burada da eski yerleşim yeri vardır ve köy bu yerleşim yerinin üzerine kurulmuştur. 

1844 Temettuat defterinde 11 hane olarak işlenmiştir. Bu defterde bulunan aileler şunlardır: İbiş Kethüdaoğlu Hamza, Yahyaoğlu Ahmet, Kethüda Mehmetoğlu İbiş, Kethüda İsmailoğlu İsmail, Kethüda Ahmetoğlu Abdi, Zeybek Alioğlu Ahmet, Güdük Musaoğlu Ahmet, Hacı Osmanoğlu Serçe Mehmet, Musaoğlu Hasan, Özdemirli Durmuşoğlu Mehmet, Topuzunoğlu Ali.[1]

Karaman merkezin güzel köylerinden birisidir. Bucak, kuytu anlamında kullanılan bir ifadedir. Kışla’da konaklanılan yer, diğer ifadeyle kışlak olarak ifade edilebilir. Zira Bucakkışla Göksu ırmağının kenarına kurulmuş özellikle kışın çok sıcak olan, nar, incir, zeytin yetiştirilen, seracılık yapılan bir bölgedir.  Bu nedenle köye “Bucakkışla” ismi verilmiştir. Yaz kış yeşillikler içerisindedir.

Göksu ırmağının bu vadiden geçmesi ve Akdeniz iklimini bu vadi ile buralara getirmesi eskiden beri buraları cazibe merkezi yapmıştır. Köy çevresinde çeşitli uygarlıklara ait izleri görmek mümkündür. Yukarıda bahsettiğimiz köy kalıntılarından ve Maltepe denilen yerdeki tapınak kalıntılarından, eski baraj kalıntılarından eski uygarlıkların merkezi olduğunu anlamaktayız. Nunu vadisi ise ayrı bir güzellik katmaktadır. Yazın Nunu vadisinden serinletici rüzgârlar esmektedir.

Avgan Deresi üzerindeki baraj ve bent ile bugün Kilise Pınarı denilen yerdeki büyük kaynağın çevresinde Horasan harcıyla yapılarak su düzeyinin yükseltildiği yapı kalıntılarını görmek mümkündür. Eskiden köyün yamaçları bu suyolları ile sulanmış olmalıdır. Bu da bize burada yaşayan insanların o dönemde tarımda ve suyu kullanmada ne derece ileride olduklarını göstermektedir. Hatta o dönemde aşılı zeytin ağaçlarının yetiştirildiğini de söyleyebiliriz. Ancak halkımız 1950’li yıllardan sonra Delice denilen bu yabani zeytinlikleri aşılayarak yararlanma yoluna gitmişlerdir.

Artık günümüzde bu bölge Karaman’ın yaz kış sebze ve meyve ihtiyacını karşılamada öncü görevi görmektedir. Verimli ve sulak topraklar artık değerlendirilmekte ve seracılık faaliyetleri de yapılmaktadır. Zeytincilik ve turfanda sebzecilikte de adından söz ettirmektedir.

Yine bu köyümüzde Göz Mağarası veya Yenidünya Mağarası olarak isimlendirilen bir mağara bulunmakta ve mağara turizmi yapanların ilgisini çekmektedir. Ancak; mağaralara karşı ilgisi olanlar, Göz Mağarasına girip gezmek istiyorsa; bölgeyi bilen ve mağarayı iyi tanıyan birini kesinlikle yanında rehber olarak almaları önerilmektedir. Göz şeklinde girişi olduğu için bu isimle anılmaktadır. Mağara çok karanlık olduğundan, yanlarında fenerleri mutlaka olmalı. Göz Mağarasının İçinde çukurların olduğunu, rehbersiz ve tek başına gezmenin riskli olabileceğini gezenler bildirmekte, girilen tünelin dönüşte bulunamama riskine karşılık tedbirli olunması gerektiğini de söylemekteler.

Karaman İli, Merkez İlçe, Bucakkışla Kasabası Topal Hacı Çiftliği Mevkiinde bulunan ve Göksu Nehrinin Gözpınarı diye adlandırılan yerinde, nehrin batısında Zeytinburnu yükseltilerinin yamacında, nehre yaklaşık 30-35m yükseklikte doğal bir mağara ve bu mağaranın yine 20-25 metre yükseğinde bir şapel bulunmaktadır. Gözpınarı Şapeline Karaman-Ermenek yolu üzerinden gidilmekte olup Bucakkışla’dan 8 kilometre sonra Topal Hacı Çiftliği Mevkiine gelinmekte olup Karaman’a 49 km uzaklıktadır.

Bucakkışla Kasabasının yaklaşık güneyinde Göksu Nehrinin batı yamaçlarında, doğu-batı yönünde yaklaşık 250 metre uzunluğunda bir doğal mağaradır. Dip kısımlarında bir gölet bulunmaktadır. Buradan çıkan su mağaranın aşağısında bulunan büyük çınar ağaçlarının dibinden Göksu Nehrine karışmaktadır. Mağaranın yapısı mermerden oluşmakta olup, içerisinde görsel açıdan insanlara hoş gelebilecek nitelikte çok sayıda sarkıt ve dikitler bulunur. Mağara tavanları çoğu yerde yüksektir. Mağaranın zemini oldukça kaygandır ve aşağıya yuvarlanma riski çok fazladır.

Geçmiş dönemlerde ne amaçla yapıldığı ve kullanıldığı bilinmeyen tamamen yok edilmiş yapılaşma izlerine rastlanmaktadır. Halk arasında Yeni Dünya Mağarası olarak bilinen bu mağara Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 25.08.2008 tarih ve 2512 karar numarası ile I. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmiştir.

Bucakkışla köyünde, Göksu nehrinin üzerinde kurulu tarihi Bıçakçı Köprüsü (Bucakkışla Köprüsü), günümüze ulaşan Karamanoğlu devri eserlerindendir. 14. Yüzyılın ilk yarısında inşa edildi. Mimarı bilinmeyen köprünün giriş kısmında bir kitabe yer alıyor. Üç gözlü olarak tasarlanan Bıçakçı Köprüsü’nün uzunluğu yaklaşık 90 metre, genişliği ise 5 metre. En büyük kemer açıklığı 15 metreye ulaşan yapının iki küçük gözü de kara üzerinde bulunuyor. Ana kemerin her iki yanına ayrıca yuvarlak tahliye gözleri yerleştirilmiş. Çoğu tarihi köprüde olduğu gibi suyun geliş yönündeki selyaranlar üçgen, köprüden çıkış yönündekiler ise daire biçiminde örülmüş. Köprünün kemerlerinde kesme taş, gövde bölümünde ise moloz taş kullanılmış.

14. yüzyıl başlarında yapılan tarihi köprü, geçen yüzyıllara rağmen hala hizmet vermeye devam ediyor. Geçen yıla kadar başka alternatifi olmadığı için kullanılmaktaydı. Karaman-Ermenek yolu genişletme ve yenileme çalışmaları dolaysıyla da Bıçakçı köprüsünün yakınına yeni bir köprü inşa edilerek bu köprümüzde tadilat yapılmış ve tüm görkemi ile Göksu üzerinde durmaktadır. Aslında köprü Karayolları tarafından 1970 yılında bir tadilat daha görmüş. Yükselen baraj suyu ile ayakları su altında kalsa da var olmaya devam edecek Bıçakçı Köprüsü. Bu köprünün akıntı yönünde, 700 metre kadar ilerisinde, dar bir boğazda karşılıklı kayaya oturtulmuş çok eski ve dar bir köprü enkazı bulunmaktadır. Bu köprü yapılırken yarı bırakılmış ve Bıçakçı köprüsü yapılmış diye yörede çeşitli rivayetler vardır.

Bıçakçı Köprüsü’nün yapılması hikâyesi ise şöyle anlatılmaktadır. Bucakkışla yöresindeki Yörük beylerinden Mehmet Bey’in vefatından sonra, eşi rahmetli kocası adına bir hayrat yaptırmayı düşünüp bu amaçla Göksu Nehri üzerine yeni bir köprü yaptırmak ister. Mehmet Bey’in eşi bir köprü ustası ile anlaşır. Anlaşma şöyledir: Ustalık ve malzeme gideri ustaya; diğer yeme içme işleri işveren kanına aittir. Bir zaman sonra köprü biter. Kurbanlar kesilir. Mehmet Bey’in hanesinde ziyafet verilir. Bol miktarda bahşişler de dağıtılır.

Ziyafetten sonra usta ile son hesap görülür. Bu arada ustanın gözüne duvarda asılı yatağan denilen bıçağa takılır. Usta verilen bahşişleri kadının önüne koyarak ben para pul istemem bana tek bıçağı ver helalleşelim der. İşveren hanım bıçağın yadigâr olduğunu veremeyeceğini söyler. Usta söz dinlemez, daha önce aldığı parayı da kadına vermek ister. Kadın vermemek için direnirse de ustanın hiçbir ücret almayacağını anlar. Kadın hayratın gönülsüz olmasını istemez ve istemeye istemeye ustaya bıçağı verir. İşte bu nedenle köprüye Bıçakçı Köprüsü adı verilmiştir.

Her ne kadar yukarıdaki rivayetler anlatılsa da; Karaman-Ermenek arasında Roma zamanından beri işleyen yol buradan geçmektedir. Karamanoğlulları döneminde yapılan Bıçaklı Han köy sınırlarına yakın Bostanözü köyü arazileri içerisindedir. 1500 yılında Bıçakçılar adlı Bozdoğan Yörükleri arasında bir cemaat bulunmaktadır. Bıçakçı Köprüsü’ de ismini bu aşiretten almış olmalıdır. Aşiret oldukça kalabalık olan Bozdoğan Yörükleri içerisinde bulunmaktadır. Bıçakçı Cemaati, Silifke ve Mut’ta kayıtlı, oldukça kalabalıktır.

 

Bu köprünün bulunduğu mevki savaşlara da konu olmuştur. Karamanoğlu I. Mehmet bey zamanında Ermenek dolaylarını Karamanlılardan alan Selçuklular Emir olarak Bedrettin Hoten’i atamışlardır. Hoten, Moğollardan aldığı ordu desteği ile Göksu geçidi üzerinde yapılan savaşta Mehmet Bey galip gelerek Ermenek’e kadar kovalamıştır. Bu savaşta Selçuklular tüm savaş gereçlerini de bırakarak Ermenek Kalesi’ne sığınmış ve bir müddet buradan çıkamamıştır.

Birde Bıçakçı köprüsü önlerinde kardeşler savaşından söz edilir. Karamanoğlu II. İbrahim Bey yaşlandığı zaman saltanatı oğlu İshak Bey’e vermiştir. İshak Bey Akkoyunlular soyundan olmadır. Diğer oğulları; Kasım Bey, Halil Bey, Pir Ahmet Bey, Mehmet ve Mustafa Osmanlı Padişahı II. Murat’ın kız kardeşinden olmadır. İbrahim Bey, bu oğullarını da Ermenek, İçel, Aksaray ve Beyşehir dolaylarındaki emirliklere atamıştır.

İbrahim Bey’in ölümünden sonra; Osmanlı soyundan gelen kardeşler dayıları Fatih Sultan Mehmet’e güvenerek İshak Bey’e başkaldırmışlardır. Saltanat yüzünden şiddetli gerginlikler oluşmuştur. Ermenek Emiri Halil Bey ile İçel Emiri Pir Ahmet Bey, Çumra’nın Elmasun Köyü yakınlarında İshak Bey ile karşılaşarak savaşa tutuşmuşlardır. Burada yenilgiye uğrayan Pir Ahmet Bey’le Halil Bey Bıçakçı Köprüsü meydanına çekilmişlerdir. İshak Bey buraya gelerek Kızılağaç ve Değimiyaz mevkiinde yedi gün süren savaşın neticesinde yine İshak Bey yenmiştir. Bu yenilgi sonucunda kaçanlar kaçmış, Halil Bey ise vefat etmiştir. İşte bu savaşın anıları buralarda yaşamaktadır.

Metin: Osman Ülkümen
Fotoğraf: Mehmet Çetin

 

Okunma : 6637
Foto galeri
Gündem haberleri
Köyün İmamı FETÖ'den gözaltına alındı
17 Şubat 2017 Okunma: 16471 Asayiş
5’i bayan 23 kişi adliyede!
17 Şubat 2017 Okunma: 16029 Asayiş
Karaman Avrupa'da İlk Onda!
15 Şubat 2017 Okunma: 12219 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın